Doğal Şifa

İlaçsız Çocuk Yetiştirmek!

Bağışıklık Sistemi Hastalıkları ve İlaçlar

Doktorların boğaz pastili reçete edermiş rahatlığıyla antibiyotik reçete ettiği bir dönemdeyiz. Çocukluk döneminde geçirilen hastalıkların büyük bir çoğunluğu virüs kaynaklı. Dolayısıyla da bunlara sadece çocuğun bağışıklık sistemini güçlendirerek etki edilebiliyor. Antibiyotiklerin virüslere etki etmediği neredeyse toplumun büyük çoğunluğu tarafından biliniyor. Tahlil bile yapmadan antibiyotik yazan doktora, “peki ama bakteri kaynaklı olduğunu nereden biliyoruz” diye sormaya kalkın hele.. Anında bir atmaca edasıyla devreye giren o “ego” yok mu o ego..! “Benden daha mı iyi bileceksin, doktor sen misin ben miyim?” terslemelerine maruz kalmamış anne yoktur herhalde. Oysa çocuklarda bağışıklık sistemini güçlendirme yolları çok kolay.

Tabiki de doktorlara da bilgi birikimlerine de saygımız sonsuz. Allah onları başımızdan eksik etmesin. Derdimiz biraz da doğal yollarla, ilaçsız tedavi yöntemleri konusunda kendilerini geliştirmeleri, yenilikleri takip edip bakış açılarını esnetmeleri, ilaçsız geçmeyen hastalıkların bile artık alternatif yöntemlerle, fitoterapi, aromaterapi, homeopati gibi yollarla geçebildiğini kabul edip konuyla ilgili araştırma yapmaları. Zor bir şey değil bu söylediklerim. Ben bir anne olarak bu kadar bilgiye ulaşabiliyor öğrenip uygulayıp sonuçları deneyimliyorsam, 7 yaşındaki oğlumu 5 yıldır ateş düşürücü dahil hiçbir ilaç kullanmadan büyütüyorsam, kızımı 2,5 yaşına hiçbir ilaç kullanmadan getirebildiysem, demek ki onlar da yapabilirler. Kaldı ki bunu mesleklerine olan saygılarından dolayı yapmalılar da zaten. Bu meslekten para kazanıyorlarsa o para sadece reçete ettikleri ilaç firmalarından gelmemeli diye düşünüyorum.

Konuya uzun ve ağır bir giriş yaptım belki ama aslında yazmak istediklerim ifade ettiklerimden çok daha fazla. Fakat belli çevrelerden tepkiler çekmemek için uzatmayıp doğal yollarla çocuk yetiştirmekten bahsedeceğim biraz.

Bağışıklık Sitemi Nasıl Güçlenir, Homeopati Bir Alternatif Olabilir mi?

Bu yazıda “homeopati nedir” den ziyade konuyla ilgili kendi tecrübelerimi paylaşacağım ki belirtmeden geçmeyeyim, aslında blog yazmakta ki asıl amacım da tam olarak bu. Yani internette kolayca bulabileceğiniz açıklayıcı bilgilerden ziyade konuyla ilgili kendi tecrübelerimi paylaşmak.

Son 5 yıldır çocuklarıma hiç ilaç kullanmadım. Tüm hastalıklarında başvurduğum birinci kaynak homeopati oldu hep. 5 yıl önce internette homeopati nedir diye arattığınızda faydalarına sadece yabancı sitelerde rastlayabiliyordunuz. Türkçe sitelerde (birçoğunda hala öyle) saçmalık, safsata, plasebo etkisinden başka bişey olmayan bir yöntem, olduğundan bahsedilir. Oğlumda 2 yaşında başlayan kuru, gece öksürüklerine kullandığımız antihistaminik şuruplar çare olmayınca kökten çözüm arayışlarına girdim. Şuruplar semptomları baskılayıp rahatlama sağlasa da bıraktığımız anda geri gelen nöbetler sevketti beni bu arayışlara. Bunun adı “tedavi” olamazdı. Tedavi olması için iyileşmenin yani ilacı bırakınca sorunun tekrarlamaması gerekirdi.

Homeopatiyi derinlemesine araşıtırıp etkilerini önce kendimde deneyimledikten sora (genelde herşeyi çocuklardan önce ilk kendimde deneyimliyorum) hemen bir homeopat buldum. Bundan 5 yıl öncesinde öyle ha deyince bir homeopat bulmak kolay değildi. Şimdilerde duyuyorum bir çok doktor homeopati eğitimi de alıp holistik tıp uzmanı olma yolunda ilerliyorlar ki benim için çok sevindirici bir şey. Eğitimlerini Almanya’da almış ve aynı zamanda “spiritüel homeopati” eğitimi de olan 30 yıllık tecrübeli bir homepatla başladık işe ve kendisinden 2 günlük bir “homeopatik ilk yardım eğitimi” aldım. Eğitimde edindiğim “homeopatik ilk yardım kiti” sayesinde uzunca bir süre evde oluşan her türlü ufak çaplı kazaları, akut enfeksiyonel hastalıkları bu sayede çözümledim. Konuyla ilgili okuduğum onca kitap sayesinde kendimi biraz daha geliştirip kitimde olmayan remedileri de (homeopatik ilaçlara verilen isim) temin edip kendi müdahale edebildiğim sağlık sorunlarını genişlettim. Öyle ki şu an çevremdeki bir çok arkadaşım bazı durumlarda arayıp hangi remediyi verelim diye bana sorarlar.

Öyle bir hal aldı ki durum, şu an oğlumun geçirdiği en ağır hastalık bile en fazla 1-2 gün sürüyor. İlaçsız geçiyor. Çoğuna artık homeopati bile vermeye gerek kalmadan kendi “yaşama enerjisi” iyileşme sağlıyor. Homeopatinin iyileştirme mantığı da budur zaten. “Yaşam enerjisi” denen şey doğuştan kendi kendine her şeyi iyileştirebilirken zaman içinde aldığı travmaların etkisiyle blokajlara uğruyor. Homeopatik remediler vücuda, unutmuş olduğu,  “kendi kendini iyileştirme bilgisi”ni geri hatırlatacak bilgiyi veriyor. Bunu da suya yazılmış bilgi sayesinde yapıyor. (Suyun hafızası konusu da başlı başına ayrı blog konusu olacak bir mevzu, bir ara o konuda da yazarım). Özetle aslında iyileşmeyi sağlayan remedi değil, vücudun yine kendisi. Remediler sadece suya yazılmış bilgi yüklü topçuklar.

Hastalıklarda allopatik (homeopatik ilaçlar dışındaki ilaçlara verilen genel isim) ilaçlarla semptomlar baskılanmadıkca, homeopati ile kendi kendini iyileştirme bilgisi aktive edildikçe bir yerden sonra artık homeopatiye bile ihtiyaç duymuyorsunuz ve vücut her şeyi kendi kendine hallediyor. İşte bu hal, çocuklarda gözlemlemeyi en sevdiğim hal.. Herkes çocuğu hastalandığında üzülürken ben vücutlarının nasıl mükemmel bir şekilde kendilerini iyileştirdiğini gözlemlemekten keyif alıyorum. O kadar da demeyin çok samimi söylüyorum..

Ben çocuklarım hastalandığında iştahları kesildiyse yemeye zorlamıyorum mesela, biliyorum ki bunu yaptıran yaşam enerjilerinin kendini tamir şekli. Enerjisini sindirime değil tamamıyle iyileştirmeye harcamak için önce iştahı kesiyor. Size de tavsiyem bu, bırakın yemesinler kendileri isteyene kadar. Hiç merak etmeyin bitkin düşmüyorlar, açlıktan ölmüyorlar, bilakis toksinlerden de arındıkları için çok kısa sürede daha fazla enerjiyle ayağa kalkıyorlar.

Destek olarak aromaterapiye ya da fitoterapiye başvuruyorum. Burunları mı tıkandı, aromaterapik oda nemlendiricisine, burun açıp nefes almayı rahatlatıcı yağlar damlatıyorum. Tıbbi ada çayı, kekik, papatya gibi bitkilerden çay hazırlayıp içiriyorum ya da gargara yaptırıyorum.

Tüm hastalıklar için, fiziksel sebeplerden daha önemli olan, ruhsal sebepler, her zaman ilgimi çeken konulardan biridir. Bu konuyla ilgili de bir yazı var kafamda ama burada da kısaca değineyim. Ruhsal olarak iyi isek, vucudunuzda ne kadar bakteri, virus, mantar, parazit de olsa semptom oluşturacak kadar çoğalamazlar. Doktorların her şeyin sebebine “stres” demelerinin arkasında yatan sebep budur. Ruhsal olarak bir sıkıntı varsa yaşam enerjimiz önceliği bu ruhsal durumu iyileştirmeye veriyor. Çünkü “ruh sağlığı önemi” her zaman büyüktür “beden sağlığı önemi”nden.  Duygusal, zihinsel, ruhsal olarak hissettiğimiz bir rahatsızlık varsa yaşam enerjimiz bunu iyileştirmeye çalışırken o sırada vucudumuzda her zaman, halihazırda var olan mikroorganizmalarla savaşmaya yetişemiyor. Ve bu durumu fırsat bilen mikroorganizmalar çoğalarak semptom oluşturacak sayıya ulaşmış oluyor. “Hasta oldum” diyoruz.

İlaçsız çocuk büyütmemin arkasındaki en büyük püf noktalardan birisi bu konuyla ilgili. Hasta olacaklarını anladığım an ya da okulda bir salgın başladıysa, eve hasta olan bir insan geldiyse ben o bir kaç günlük dönemde çocukları mutlu etmeye özellikle çaba harcıyorum. Ne isterlerse yapıp mutluluktan uçmalarını sağlıyorum. Üzmemek ve ağlatmamak için özel çaba sarf ediyorum. Belki de bu sayede oğlumun sınıfında bütün öğrencilerin sırayla el ayak ağız hastalığına yakalandıkları dönemde oğlum Türker’e bulaşmadı. Tabi buna “bulaşmadı” demek doğru olmaz. “El ayak ağız” hastalığı virus kaynaklı ve çok bulaşıcı bir enfeksiyon türü. Muhakkak ki oğluma da bu virüs geçti fakat o kadar mutlu olduğu bir dönemdi ki, virüsler hiç bir zaman hastalık semptomları oluşturacak kadar çoğalamadılar. Siz nasıl düşünürsünüz bilemem ama olaya benim açıklamam bu şekilde.

Homeopati karşıtlarının en çok iddia ettikleri şey iyileşme sanılanın sadece “plasebo etkisi” olduğu. Plasebo etkisi çocuklarda ve hayvanlarda işlemez. Homeopatinin en hızlı etki ettiği grubun bebekler ve evcil hayvanlarımız olması bence buna yeterli bir cevap.

İlaçsız bir ömür geçirmek herkes için mümkün. Doğa inanılmaz bir eczane. Faydalanın, faydalandırın..

15 Comments

  1. Serap 03/31/2019
    • Bedia 03/31/2019
  2. Ryavuz 03/01/2019
  3. beyza araz 12/24/2018
    • Bedia Kahya Kilic 12/25/2018
  4. Gamze 10/06/2018
    • Bedia 10/23/2018
  5. Bahar 07/04/2018
  6. Aysel 06/30/2018
    • Bedia 07/06/2018
  7. Ceyda 06/28/2018
    • Bedia 06/29/2018
  8. A. HUSEYIN KILIC 06/09/2018

Tartışmaya katıl