Homeopati

Homeopati Nedir Ne Değildir..

Bu başlığı arattığınız zaman internette yüzlerce kaynak, blog yazısı vs bulmak mümkün. Ben en yalın ve anlaşılır haliyle kısaca (benim için kısa yazmak zor olsa da ) anlatıp konuyla ilgili bana instagramdan en çok gelen soruları cevaplandırmaya çalışacağım.

Homeopati Nedir?

Homeopati, Dr. Samuel Hahnemann tarafından 1700’lü yılların sonunda geliştirilmiş ve o zamandan beri tüm dünyada uygulanan tedavi yöntemlerinden biridir. Dr. Samuel 1700-1800 yilları Almanya’sında bir tıp doktorudur. O dönemde halkın sıtma salgını ile başı derttedir. Modern tıbbın yetersizliği karşısında hayal kırıklığı yaşayan doktorumuz, bu yüzyılda daha yeni yeni bizlerin sorgulamaya başladığı hayatın gerçeklerini o dönemde sorgulamaya başlar. Doktorluk mesleğini bir kenara bırakarak farmokolojiye yönelir. Kendi üzerinde denemeler yaparken görür ki kinin (china) bitkisini kullandığı zaman sıtma hastalarında ortaya çıkan yüksek ateş ve terleme gibi semptomlar oluşmaktadır. Benzer benzeri çözer prensibiyle bu bitkiyi sıtma hastaları üzerinde denediğinde görür ki hastada iyileşmeler oluyor. Fakat bir süre sonra iyileşenlerin tekrar hastalandığını görür. Araştırmalarına devam eder ve bitkinin özünü seyreltmeye başlar. Seyreltilmiş halde uygulama yapıldıkça daha kalıcı iyileşmeler olduğunu gözlemler ve böylece homeopatik potanslar ortaya çıkar.

Homeopatik ilaç

Seyreltmeleri şu şekilde yapar; en basit anlatımıyla bitkinin özünden bir damla alarak 99 damla su ile birleştirir. Hazırlanan bu çözeltiye C1 potans denir. C1’den bir damla alarak yine 99 damla su ile birleştirerek yeni bir çözelti oluşturur ve buna da C2 potans denir. Aynı işlemi tekrarlayarak C12’ye kadar gelir ve bu noktadan sonra oluşan çözelti incelendiğinde artık başta kullanılan bitki özüne ait moleküle rastlanmamaktadır. Sadece su molekülünden oluşan bu çözeltiyle beraber hastalarda kalıcı iyileşmelerin gerçekleştiğini görüp şu açıklamayı yapar: “Hastalık maddesel bir şey değildir, maddesel olmayan bir şeyi ancak yine maddesel olmayan bir şey ile çözebilirsiniz, bu da sudaki bilgidir!”

Suyun Bilgeliği

C12 potanstan sora maddeye ait hiçbir molekül olmadığı halde nasıl iyileşme sağlanabildiğinin tek açıklaması, bitkideki tüm bilginin suya geçmiş olmasıdır. Homeopatinin saçmalık, plasebodan başka birsey olmadığı gibi düşüncelere sahip olanların dayanağı tam olarak budur! Suyun hafızası olduğununa inanmamaları. “Bilimsel” olarak sadece su mokelülü içeren bir şeyin fiziksel iyileşme sağlaması, suyun bilgeliğine inanmayan biri için elbette çok zordur. İnstagramdan takip edip beni tanıyanlar suya olan ilgimi, ona olan hayranlığımı, canlı su ile ilgili paylaşımlarımı bilirler. İşte tam da bu yüzden homeopati benim için hayranlık uyandıran bir tedavi şeklidir. Ayrıca plasebo hayvanlarda ve çocuklarda yaşanmaz. Oysa homeopatinin en hızlı etki ettiği grup çocuklar, hayvanlar ve bitkilerdir. Çünkü “yaşam enerjisi” denen kendi kendine iyileşmeyi sağlayan gücün en az hasar aldığı grup bunlardır.

Homeopatik ilaçların, yurt dısındaki tüm eczanelerde reçetesiz alınabilen ilaçlardan olması, içinde sadece su molekülüne rastlanmasından ve dolayısıyla yan etkisiz ilaçlar grubundan olmasındadır. Yine suyun bilgeliğine inanmayanların homeopatiyi tavsiye etmemelerindeki bir dayanak ise “bilimsel” olarak kabul etmeyişlerindendir. Oysa homeopati bilimseldir!

Homeopati bilimseldir çünkü 200 yıldır çok saygın doktor ve bilim insanları tarafından sınanmıştır. 200 yıldır kullanımı ve sonuçlarıyla ilgili pek çok veri toplanmıştır ve bu tedavinin sonuçlarıyla ilgili yan etki, olumlu etki birikimi mevcuttur.
Dr.Hahnemann ilk gözlemlerini kendisi ve beraber çalıştığı doktorlarla kendi üzerinde deneyerek bulmuştur. Halen de homeopati provingleri Hahnemann döneminde yapıldığı gibi yapılmaktadır. Dr.Hahneman bir Alman doktordur, Almanlar bilimin gelişmesi ve sistematize edilmesine büyük katkıda bulunmuşlardır.

Homeopati bilimseldir çünkü yukarda da değinildiği gibi pek çok doktor tarafından pek çok farklı insana ve hayvana uygulanmıştır ve her seferinde benzer sonuçlar elde edilmiştir. Sonuç %70’in üzerinde başarılıdır, o zaman tesadüf ya da plasebo değildir.
Homeopati bilimseldir çünkü diğer alternatif yöntemlerde olduğu gibi kullanım hastanın inisiyatifine bırakılmamıştır. Potens ve dozları belirlidir, kullanım şekli ve aralıkları homeopat tarafından ayarlanır.

Homeopati bilimseldir çünkü uygulayan doktor ve eczacılar bu konuda eğitilmiş kişilerdir. Belirli teorik ve pratik dersleri öğrenirler, sınava tabi tutulurlar ve belge alırlar. Her önüne gelen uygulayamaz.

Homeopati bilimseldir çünkü pubmedde (internette bilisel yazı ve dergi potalı) hakkında pek çok yayın vardır. Ve elbette bu yayınlardan bir kısmı olumlu bir kısmı olumsuz sonuçlar vermektedir. Homeopatinin zararlı olduğunu gösteren hiçbir çalışma yoktur bu yüzden de kullanılmaya devam etmektedir. Avrupa’da ve Amerika’da pek çok ilaç devi homeopatinin kullanılmasını istememektedir çünkü homeopati onların yöntemine karşıdır. Örneğin aşıların insanları olumsuz etkilediğini homeopatlar yıllardır söylemektedir ancak yeni yeni birkaç çalışma aşıların otizme ve alzaymıra (Alzheimer) neden olduğundan bahsetme cesareti göstermiştir.” (www.homeopatiklinik.com’dan alınmıştır.)

Yeri gelmişken belirtmeden de edemeyeceğim, şu “bilimselciler” yıllarca insanlara bilimsel kanıtlara dayanarak kolesterol ilaçları reçete edilip şimdilerde yine “bilimsel” kanıtlarla kolesterolün kalp-damar hastalığına yol açmadığının ıspatlanması karşısında halaa bu kadar mı güvenirler bilimselliğe?

Homeopati nasıl etki eder?

En can alıcı kısım ve bana da en çok gelen soru bu konudadır. Hepimizin doğuştan sahip olduğu bir “yaşam enerjisi” vardır. Bu yaşam enerjisinin, doğuştan bedenimizde yaşanan tüm hastalıklara karşı kendi kendini iyileştirme bilgisine sahip olduğuna inanılır. Zaten bu böyle olmasa en basitinden bir soğuk algınlığında bile ilaçsız iyileşebiliyor olmazdık.

Yaşam enerjisi, karşılaştığımız bir takım travmalarla ki en basitinden bir taşınma olayı, şehir değişikliği bile yaşam enerjisi için bir travma olabilir (ya da aniden karşınıza çıkıp havlayan bir köpek vs) blokajlara uğrayabiliyor ve sahip olduğu bilgiyi unutabiliyor. Yaşam enerjimiz gibi doğada da var olan onca bilgi, suya aktarılıyor. Ve biz homeopatik ilaç (remedi denir) aldığımızda sudaki bu bilgi vücudumuzdaki suya yayılıyor ve yaşam enerjimizin unuttuğu bilgiyi hatırlatıcı etki ediyor. İşte o noktadan sora geri kalan her şeyi yine yaşam enerjimiz yapıyor ve bedenimiz kendi kendini iyileştirmek için hatırladığı bilgi ile ne yapması gerekiyorsa onu yapmaya başlıyor. Bu sayede gerçekleşen bir iyileşme tabi ki de kalıcı bir iyileşme oluyor.

Homeopati ne değildir?

Tüm bu bilgiler ışığında hemen belirtilmesi gereken şey homeopatinin bir mucize olmadığıdır! Modern tıbbın kayıtsız kaldığı tüm sorunlara sihirli değnek gibi dokunup da bir anda iyileşme sağlayan bir mucize değildir. Allah korusun kolu bacağı kopan birine homeopatik tedavi uygulayarak kolun bacağın tekrar çıkmasını sağlayamazsınız. Ya da septum deviasyonlu bir hastayı homeopati ile tedaviye kalkışmak umut tacirliği olur ancak. Fakat yapılacak septum deviasyonu operasyonunda hastanın çok çabuk toparlanmasını, verilen anestezinin vücuttan çabucak atılmasını ya da ameliyat korkusu varsa bu korkunun yaşam enerjisi açısından bir travma oluşturmadan atlatmasını sağlamada çok büyük bir destekçi olabilir homeopati.

Bir diğer konu da hastalığın ne kadar uzun süredir var olduğu konusudur. Yıllardır muzdarip olunan bir kronik sağlık sorunundan gelip de bir adet homeopatik topçukla kurtulmayı beklemek yanlıştır. Hastalık ne kadar uzun süredir varsa, tedavisi de bu oranda uzun sürebilir. Örneğin bir yıldır var olan bir hastalık için belki bir kaç ay homeopatik tedaviye devam edilmesi gerekebilir.

Hastalıklar, soğan kabuğu gibi katman katmandır ve her bir semptom biz farketmesek bile aynı hastalıkla ilişkili olabilir. Dolayısıyla homeopatik bir tedaviye başladığınızda bir anda aslında sizin çok da şikayetçi olmadığınız, zaman zaman tekrarlayan boyun tutulmanız (örnek olarak verilmiştir) tamamen iyileşirken asıl şikayetçi olduğunuz semptomların devam etmekte olduğunu görebilirsiniz. Boyun tutulmalarınız burada, soğanın en üst katmanı olduğu için ilk iyileşme orada olmuş demektir bu. Tedaviye devam ettikçe katman katman gerçekleşen iyileşmelerle bütüncül iyileşmeye doğru ulaşılır.

Homeopatik ilaç

Homeopati hakkında merak edilenler

En çok karşılaştığım sorulardan biri de homepatik tedavilerin maliyetleri. Homeopatlar genelde (istisnalar her zaman olmakla birlikte) homeopatik görüşmeler için özel doktor muayene ücretleri kadar ücret alırlar. Genellikle ilaçlar bu muayeneler sonrası homeopatınız tarafından nasıl kullanacağınız anlatılarak size verilir ve ayrı ücret talep edilmez.

Kullanım suresine göre ve homeopatınız genelde yaklaşık bir ay sonra kontrole çağırır. Kontrol ücretleri genelde muayene ücretinin yarısı şeklindedir. Bunlar genel uygulanan durumlardır tabi ki farklı uygulamalar da mevcuttur.

İlk görüşmede genelde yaklaşık 1-1,5 saatlik bir detaylı anamnez alınır. Bu anamenez konvansiyonel tıpta alınandan biraz daha farklı ve detaylıdır. Sorulan sorular garibinize gidebilir fakat remedilerin tam olarak sizinle birebir örtüşenini bulabilmek için gerekli ve önemlidir. Çünkü benzer benzeri çözer ilkesine dayanarak tamamen sizle örtüşen bir remedinin bulunması demek, iyileşmenin çok hızlı bir şekilde ve minimum dozla gerçekleşmesi demektir. Homeopatınız size, “güneşli hava mı seversin yağmurlu bir hava mı” ya da “güneşli hava da gölgeyi mi tercih edersin güneşin altını mı” gibi sorular sorduğunda bunun bir anlamı olduğunu bilin 🙂

Yine merak edilen bir başka konu, aynı soruna aynı homeopatik remedi mi verilir sorusudur. Cevabı kesinlikle hayırdır! Uykusuzluk sorunlarında meşhur kahveden yapılan bir remedi vardır mesela. Kulaktan dolma bilgiyle bu remediyi bulup kullanır sonra da hiç fayda göremezseniz “homeopati bende hiç bir işe yaramadı” gibi bir yargıya varmayınız. Ayşe’nin uykusuzluğuna farklı remedi etki eder Fatma’nınkine ayrı. Çünkü biri kahveyi çok tüketmekten uyuyamıyordur belki, ama diğer kafasında dolanıp duran düşünceler yüzünden dalamıyordur uykuya. Bu sebeple detaylı bir anamnez alacak bir homeopata danışmadan homeopatik remedi kullanıp bir yargıya varmamak lazım.

Yine çok kafa karıştıran başka bir husus, homeopatik ilaç alırken tüketilmemesi gereken yiyecek ve içeceklerle ilgili. Çoğu klasik homeopat bu tedaviler sırasında kahve içilmemesini, mentollü yiyecekler diş macunları sakızlar kullanılmamasını, kafur gibi yoğun kokular bulunan ortamlarda bulunulmamasını öğütler. Çünkü bunların homeopatik ilacın etkisini azalttığı düşünülüyor. Ancak yıllarca hastalarındaki tecrübelere dayanarak tüm bu besinlere rağmen tam şifaya ulaşılabildiğini ve dolayısıyla yasaklarla hastayı strese sokmaktansa vücudun az olduğu düşünülen bilgiyle bile iyileşme sağlayabildiğini savunan tecrübeli homeopatlar da mevcut. Özellikle çok fazla işinin ustası homeopatın bulunduğu Hindistan bu açıdan bir örnek. Hindistandaki homeopatlar hastalarına kahve, baharat, mentol gibi maddeleri yasaklamıyorlar. Ben de kendimde bunlara dikkat etmediğim halde homeopatinin faydasını görmeye devam ediyorum.

Aldığım homeopatik ilk yardım eğitimini veren eğitmen homeopat bu konuya şöyle bir açıklık getirmişti sizle de paylaşayım. Dr. Samuel Hahnemann 1800’lerin başında Almanya gibi bir yerde savunduğu bir tezi kabul ettirmenin tek yolunun kurallar ve prensipler olduğunu biliyordu. Bu sebeple 1810 yılında homeopatinin ilk temel kitabı olan organon’da madde madde tüm kuralları ve prensipleri sıraladı. Bu, homeopatinin bilim dünyasında kabul edilmesinde önemli rol oynadı.

O dönemler için belki de doğruydu hepsi ve gerçekten de sakınılması gereken maddeler  etkiyi azaltıyordu. Ancak yaşayan bir organizma olan bedenimiz değişen her duruma adaptasyon kabiliyetiyle günümüzde belki de o maddelere rağmen homeopati ile iyileşebilir hale geldi. İşin bu kısmı tartışmalı elbet, ama kendi tecrübeme bakarım her zaman ve kahve içsem de mentollü şeyler tüketsem de homeopati işe yarıyor onu biliyorum. Yeni başlayacaklara yasaklı bu maddeleri tüketmemelerini tavsiye edişim maksimum fayda sağlamak açısından olabilir ancak. Tabi ki bu yasaklar sizi çok fazla strese sokmayacaksa 🙂 zira yaklaşık 2 haftadır kahve detoksu yapan biri olarak kahve içemiyor olmak beni epey zorluyor..

Homeopati ile ilgili bana en çok gelen soruları cevaplamaya çalıştım. Yine aklınıza gelen olursa yorumlarda sorabilirsiniz.

Sevgiyle kalın..

 

Tartışmaya katıl